Sevgili dostlar,
Yüce Allah’ın Kur’an’da bize bildirdiği insana ait tam olarak beş varoluş evresi var. Ruhlar âlemi, anne karnı, dünya, kabir âlemi, ahiret âlemi. Ruhlar âlemi hakkında Kur’an’da Rabbimizin bize bildirdiği çok az malumat dışında bilgimiz yok. Anne karnı ise, insanı dünya şartlarına hazırlayan, şekillendiren ama bir insan bilincinden bahsedilemeyen bir evre. Kabir hayatı hakkında sevgili Peygamberimizden bize rivayet edilen hadislere baktığımızda bu evrenin de bir bekleme ve ahiret hayatı için hazırlanıp programlanma evresi olduğunu görüyoruz ki bir bilinç ve idrak halinden çok uykuya benzerliği var. Bu beş evre içinde insanın müşahede edip tam olarak idrak edebildiği beden ruh bütünlüğü taşıdığı, bilinçli eylemler gerçekleştirdiği ilk evre dünya ikincisi ahiret hayatı. İnsan için ahiret hayatının bütün güzel kapılarını açan anahtarlar ise dünya hayatının içine gizlenmiş. Adeta dünya ahirete tarla olsun diye yaratılmış. İnsanoğlu bu dünyaya ektiğini ahirette biçsin, ekip biçtiğinin ederi sonsuz hayatını satın alsın diye…
Dünya hayatını ve ahiret hayatını birbirinden kopuk ve bağımsız görmek ve insanın anlam dünyasında bunu mantıklı bir çerçeveye yerleştirebilmek mümkün değil. İnsan hayatının her evresi her ne kadar farklı boyutlarda yaşanan hayatlar olsa da birbirine bağlı iç içe geçmiş varoluş biçimleri. Nitekim sevgili peygamberimizin hadislerinde görüyoruz ki dünyada kan döküp zulmeden, eline geçirdiği en küçük bir imkanla dahi çevresindekileri ezip hor gören, Kur’an’ın kirli ve pis gördüğü davranışları yapan kimse ile, hayat verip yaşatan, mazlumun elinden tutup göz yaşı silen, insanların yüzünde tebessüm olabilen, temiz bir hayat yaşamış birinin kabir hayatında ahireti bekleme evresi aynı şartlarda geçmiyor. Dünya hayatı da ebedi hayatın kazanılıp şekillendirildiği yegâne tek yer. Kişinin ahirette bulduğu dünyada iken elde etti. İşte tam da bu yüzden dünya hayatının her saniyesi insan için çok kıymetli. Kendisi için tahsis edilen bu sınırlı miktar zamanın herhangi bir tekrarı ve telafisi yok. Geçici. Dünya hayatında yaşadığımız her türlü elem, keder ve acı da, refah mutluluk sevinçler de geçici. Bunların hepsi insanın ahiret hayatının belirleyicisi imtihanlar. Kişinin bu dünyada yaptığı her türlü eylem bu minvalde tartılıyor ahiret terazisinde. Mesleğini nasıl icra etti. Rabbinin emaneti eşine nasıl davrandı. Allah’ın onun için bahşettiği evlatlarına nasıl bir ebeveyn oldu. Allah’ın ona verdiği rızkı nasıl kullandı. Yediğini, içtiğini, gördüğünü, söylediğini, ezdiğini, kırdığını, döktüğünü terazi de görüverir de insan şaşırır kalır. ‘’Herkesin amel defteri önüne konulacak; sen günaha batmış inkârcı suçluların o defterde yazılı olanlardan dolayı ödleri patlayacak şekilde korktuklarını göreceksin. Hayretler içinde: “Yazıklar olsun bize! Bu nasıl defter ki, küçük büyük demeden, hiçbir şeyi dışarıda bırakmadan ne yapmış, ne söylemişsek hepsini saymış dökmüş!” diyecekler. Böylece yaptıkları her şeyi amel defterlerinde bulacaklar. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.’’ (Kehf/49)
Ruhlar âleminden ahirete uzanan yolculuğumuzda yeryüzü konaklama ama aynı zamanda sermaye toplama yeri. Dünya metavörse evrilirken, transhümanizimden, siber güçlerden bahsedilirken, sanal âlemlerin cezbeden çekiciliğine kapılıp yalancı gerçekliklere aldanmadan, Allah’ın bizim için takdir ettiği dünya imtihanını kazanıp ahiret evresinde Rahmanın merhametine nail olan kullar olmak temennisi ile…..